Posted by: yagmure on: 26/07/2011
Bazen kendimi eski model bir bilgisayar gibi hissediyorum. Virüse çok açık, koruma progamı çalışmayan, aslında miadı dolmuş bir commodore 64. Para yok yenisini alamıyorum. Sürekli bir format atma ihtiyacı içerisindeyim. Yalnız benim virüsler her formata dayanıklı bir türlü gitmek bilmiyor. Atıyorsun bumerang hesabı dönüyor, hem de yeni yazılımlarla. Hayır arkadaşım zaten model eski, neyin derdindesin? Çökerteceksin de ne olacak. Yeni teknoloji onca model var önünde, onlara git onların içini kemir. Yok illa bu nuh nebiden kalma manda kasa masa üstü bilgisayarı çürüteyim, egom rahatlasın, darısı yeni modellerin başına diyorsan oldu. Yalnız canım benim unuttuğun bir şey var ki bu model çok güçlü virüsler gördü dikkat et kendi başını yeme derler adama.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 18/03/2011
Konuşacağım konu pek öyle komik, cümbüşten cümbüşe koşacağımız bir mevzu değil. Zaten bu konuda hissettiklerim de hiç öyle değil. Hayatımın büyük çekişmelerinden bir diğeri olan evlilikten bahsetmek istiyorum yüksek müsadenizle. Evlilik müessesesi öyle sanıldığı kadar, ah aşkım, ah kuşum, ben sana nasıl da hastayım dediğimiz; mutluluktan mutluluğa koştuğumuz şahane bir kurum değil. Evililiğe inanıp inanmamak kişinin öz iradesine kalmış ama evlenirken de huhuuuuuuuuu her gün ayrı güzel olacak diye başlamamak lazım. Pembe panjurlar, mavi abajurlar işin gerçeğini gördüğünde kapak olmasın sana sonra.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 17/03/2011
Gel gitleri olan bir insanım ben. Hep kuşkularım var kafamda hayata dair. Çok eğlenir gibi görünürken, o anda hayattan nefret ediyor olma ihtimalim yüksektir mesela. Gösteremem hislerimi. Nedendir bilinmez en büyük çığlıklarım en güzel kahkahalarımdır. Deli, çılgın, manyak, güçlü, sert vb. bir sürü sıfat taşırım üstümde. Hep derler ki sen sallamazsın ya ondan. Sallarım ben, hem de dibine kadar sallarım.
Bir gün ben de göstermek istiyorum gerçekten hissettiğimi. Sarsıldığımı, incindiğimi, betere koştuğumu. Ama o gün giderim ben işte. Onu gösterip kalmam olduğum yerde. Doğru kelime kalamam aslında. Kalırsam hep hatırlarım o çığlığımı, çığlığı neden attığımı. O yüzden atıyorum içime, o yüzden susuyorum. Gitmek istemiyorum ben olduğum yerden. Zorlanmak istemiyorum çığlık atmaya.
Demem o ki sanmayın çok güçlüyüm, çok sertim.
Susuyorum sadece.
KELLER BENİ ELLER diyerek tutunuyorum suskunluğuma.
Posted by: yagmure on: 24/03/2010
Memlekette kadınlar erkek, erkekler kadın oldu be kardeşim…
Hatta bu genel olarak dünya nüfusu için geçerli bence. Eskiden erkeklerin kadınlara iltifat etmesi, jest yapması ve hatta peşinden koşması by default bir durum olarak algılanıp aski durumlar anormal algılanırken; şimdi durum tam tersine döndü.
pek değerli erkeklerimiz pek bir nazlı, pek bir kaprisli oldular. Artık kadınların erkeklerin peşinden koşması, onları olduğundan değerli adledip şımartması gerekiyor. Ayyyy yok artık “keller beni eller” bir durum oldu açıkçası. Eninde sonunda sen erkeksin kardeşim biraz erkekliğini bil, kadına kendini kadın gibi hissettir değil mi? Evet eşitlik diyoruz ama bu öküz gibi davranmayın demek, kadın olun demek değil.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 09/03/2010
evetttt biliyorum sanki bu ailem ve beni anlatan bir blog havasında ama adams family ayarında bir aile olduğumuzdan, bütün “keller beni eller” durumları burdan çıkıyor.
öyle çok sevgilisi olan bir kadın olmadım hiçbir zaman, yanlış anlaşılmasın bu durumla gurur falan duymuyorum ve hatta aksine keşkem herkesle çıksaymışım diyorum şimdilerde. ama bakmayın rahibe teresa falan da diildim. asıl sebep şundan ortaokul ve lise hayatım boyunca en yakın arkadaşlarım üç erkek ve bir kızdan oluşmaktaydı. en yakın arkadaşların erkek olunca hem tavırlar daha erkeksi oluyor, hem de çevrende dolaşan üç ayı yüzünden insanların yanına yaklaşması da pek kolay olmuyor.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 07/03/2010
legal olarak bir illegal olarak iki kardeşim var benim. yanlış anlaşılma olmasın ebeveynlerimden birinin herhangi bir çıkartması olmamış, illegal kardeşim teyzemin kızı. benden iki yaş küçük bu hanımefendi ve hayatımızın hiç bir döneminde ayrı kalmadık kendisiynen (tanrı ayırmasın o ayrı
), hatta bizi iğrenç ikizler gibi aynı giydirirdi sevgili analarımız. istisnasız aynı kıyafetin mavisi ona, kırmızısı bana alınırdı; zaten aksi olursa bizimki kızılca kıyameti koparır herkesi kırana geçirirdi. şimdilere baktığımızda o ailenin iyi, sakin, çalışkan çocuğu iken ben çeçeronu olarak geçerim genelde. ve fekat bu biz çocukkken böyle değildi. ben küçükkken böyle çeçeron bir tip diilmişim, aslında tam aksi bildiğin salak vur kafasın al lokmasını bir dongoz da denebilirmiş bana
)) (şimdi de çeçeronluk görüntüde hala aynı dongozum).
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 28/02/2010
hiç karşı duramadığım çekişmem budur işte BEDEVİLİĞİM…
bahtsızlık demek istemiyorum en iyi arkadaşlarımdan birinin dediği gibi negatifi üzerime çekmiyim diye,
kadına bir türlü anlatamadım bu benim yaptığım bir şey değil, nerde bir sakatlık var gelir beni bulur, belki pek sallamadığımdan, belki de olmasa şaşıracağımdan ama evden dışarı çıktığım anda bütün çevrem bir gerilir bakalım bugün bizi nasıl bir macera bekliyor diye.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 24/02/2010
en büyük çekişme noktalarından 3.sü kilom…
hayatımın hiç bir döneminde zayıf, çıtı pıtı bir kız olmadım. zaten bana çıtı pıtı durumu concept olarak aykırı ama her hangi böyle birinin bana boynun armut sapına dönmüş biraz kilo al dediğini hiççççç hatırlamam. hatta bir aralar şu meşhur söylem yüzüme yüzüme çarpılmaya devam ederdi sürekli. “ah yüzün öyle güzel ki, biraz kilo versen”. ben de içten gelen “keller beni eller” nidalarıynan “o size ole geliyodur, şişmanım ya yüzüm ay parçası olmuştur” diyodum.
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 22/02/2010
genel olarak neşeli bir tip olsam da, bazen öyle bir nalet oyle bir sevimsiz olurum ki kimse yüzüme bakmak istemez.
işte bugün o gün, benimle konuşmaya çalışanın ruhunu emer sonra rahatlayamaz, gördüğüme çamur gibi sıçrarım ahahahaha. ama bunu yaparken tipimi görmeniz lazım nasıl bir cool nasıl bir itici olurum anlatamam. adi, aşağılayan bir tavır, itin makatına ben sokmadan sen kendin koşarak girersin ki benimle muhattap olmak zorunda kalma…
bu benim genç kızlığımdan beri böyle, hafif şizofren bu tavırlar 15 yaş itibariyle bi baş göstermeye başladı.
bunun da ceremesini yazık erkekler çekti genelde…
Yazının devamını oku »
Posted by: yagmure on: 18/02/2010
hayatımdaki en büyük ikinci çekişme kaynağı, İŞİM…
herkesin cümbüş sandığı reklamcılık aslında insanın ruhunu vantuz gibi emen son derece rahatsız bir meslektir, bir cümbüş durumu olma durumu olmadığı gibi içindeki en ufak partiyi bile basar bu şahane sektör.
neyse nasıl reklamcı olduğum konusu pek şekerdir anlatayım size o vakit.
Yazının devamını oku »
Son Yorumlar