Yağmur'un yeri

Kelin merhemi olsa…

Posted by: yagmure on: 18/03/2011

Konuşacağım konu pek öyle komik, cümbüşten cümbüşe koşacağımız bir mevzu değil. Zaten bu konuda hissettiklerim de hiç öyle değil. Hayatımın büyük çekişmelerinden bir diğeri olan evlilikten bahsetmek istiyorum yüksek müsadenizle. Evlilik müessesesi öyle sanıldığı kadar, ah aşkım, ah kuşum, ben sana nasıl da hastayım dediğimiz; mutluluktan mutluluğa koştuğumuz şahane bir kurum değil. Evililiğe inanıp inanmamak kişinin öz iradesine kalmış ama evlenirken de huhuuuuuuuuu her gün ayrı güzel olacak diye başlamamak lazım. Pembe panjurlar, mavi abajurlar işin gerçeğini gördüğünde kapak olmasın sana sonra.

“Çok mu biliyosun?” diye soranlara cevabım “evet, meeeaşşalllah gereğinden fazlasını biliyorum” olacak. Bildiğin evlendim arkadaşım ben. 3.5 sene flört ardından 2.5 senelik evlilikten sonra, aşktan gözünün içine bakmaya kıyamadığım o adamın gözü bana hayatta en çok sıkıntı veren tabiri caiz ise göt oldu. Burda suçlu ne o, ne ben; zaten suçlu aramaya da gerek yok fail net ortada, kurumun ta kendisi. O imzayı atmaya karar verdiğin anda her şey değişiyor. Kadın bildiğin bridezilla’ya dönüşüyor, erkek sanki o hiç evlenmek istememiş de sen satırla kovalamışsın gibi bir ruh haline bürünüyor. Sonrası zaten facia. Herkes böyle mi yaşıyor bunu diye naif bir soru yöneltmek niyetindeyseniz, cevap bence şöyle: eğer Türkiye’de yaşıyorsa, aklı başında, ailesine, çevresindeki çok bilenlere, dırdırcılara, vırvırcılara, kafasının içindeki canavarlara “höyttttt, sana ne be sen değil ben evleniyorum” diyebilecek cesaretteki azınlıktan biri değil ise; evet.

Olayın akışı şu minvallerde gerçekleşiyor genelde.

GRUP 1:
Ablamızla abimiz yüzzzz yıllar (çoğunluk lisede veya üniversitede çıkmaya başlamış oluyor) boyunca çıkmanın getirdiği alışkanlıkla ve sevgiyle e hadi evlenelim kafasına giriyorlar. Neden derseniz yüz yıllardır çıktıklarından mutlaka ki iki tarafın ailesi de bu bebeleri tanıyor ve tanışmanın getirdiği beklentileri taşıyorlar. “E hadi ne zaman?” soruları gırla gittiğinden, bu evlatlarım da “Tamam lan tamam” diyerek evlilik kafasına giriyorlar. Ama haklı olarak her iki tarafta da bir süreden sonra bir bıkkınlık baş gösteriyor. Kızlar “emen be bu ne daha iyisi var mıydı acaba?” tribine girerken, erkek kardeşimiz “nan ben ne karıları ellerdim, ne bok yemeye bu kadar uzun ilişki yaşadım eyvah eyvah gitti bütün kadınlar” moduna giriiip, 1 sene sonra hadi bay bay bebeyim demeyi uygun görüyorlar.

GRUP 2:
Evlilik yaşına ve kafasına geldiğini düşünen erkek kardeşlerimiz karşısına ilk çıkan gerçekten gülüp eğlenebildiği, onun standartlarına ayak uydurabilecek, ailesinin seveceği kızı görüp “nahah da ben bununla evlenirim” edalarıynan bir gaza geliyor. Çok aşıkım, seviyorum mode on. Hayde evlenelim. Sonra noooliy? Kız zaten her halükarda hazır (öğreti bu karşı çıkmak ne haddine) ok diyor, çıcık da “noooolcek ki zaten seviyom ben bunu hep güleriz, eğleniriz, coşmalardan taşmalara koşarız” diyorrrr ve show başlıyor. O eğlenceli kız, sanki varoşun böğründen kopmuş, hayatının her günü çeyiz yapmış kızlar gibi ah yuvamı kuracağım moduna girerken, erkek kardeşim ise “e biz hani sürekli eğlenecektik, ne bu şimdi? lannnnnnn sevdiğim kadının içindeki tek dişi kalmış canavar, sen kimsin lan moduna giriyor” kavgalar, dövüşler, savaşlar, hay alsın seni seller götürsün hesabı bir duruma dönüşüyor.

GRUP 3:
Çıktıkları gün büyük aşık olurlar, her dakikalarını beraber geçirmek isterler ama boş ev yoktur. Beraber eve çıkmak bir çözümdür aslında ama TÜRKİYE’de yaşıyoruz arkadaşım. Ne evi, ne beraberi. Ne yapsak da yapsak derkennnnnnn ahan da biz evlensek ya lan derler. Erken alınmış bu karar bir süre sonra durgunlaşıp, monotonlaşan aşkın etkisiyle dev bir sorun halini alır. Bazıları sevgiye dönüştürmeyi başarıp bu aşkı, devam ederler hayatlarına. Bazıları ise hayde bebeyim ben yeni heyecanlara yelken açmak niyetindeyim, sürekli surette aşık olacağım diyerek yollarına ayrı devam ederler.

GRUP 4:
Gerçekten birbirini seven, sayan, sevgiliden öte birbirinin hayat arkadaşı olmaya inanan, ergenlikten çıkmış yüce insanlar. Size çok saygı duyuyorum inanın. Darısı herkesin başına.

Hemen çemkirmeyin, saydığım gruplarda olup da evliliklerine şahane devam eden insanlar da vardır mutlaka. Ben genelleme yaparım. Ben tekrar evlenir miyim bilmem, büyük de konuşmamak lazım ama mühim bir karar bu iyi düşünmek lazım.

Sonrasında KELLER BENİ ELLER diye bağırarak kaçmayacağınız mutlu evlilikler dilerim.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

keller beni eller…

burası yağmur ve kankalarının nida odasıdır. ama ne olursa olsun günün sonunda keller hep yami'yi eller :)))

Yazarlar

Kategoriler

Arşivler

 

Mart 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar   Tem »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.